| Eylül 08 2010 13:03:38 | |
Ana MenüEn Son İncelemelerŞiirlerSesli SiirlerimGaleriden SeçmelerForum BaşlıklarıEn Yeni Forum Başlıkları
Henüz Başlık Oluşturulmamış.
En Fazla İlgilenilen Başlıklar
Henüz Başlık Oluşturulmamış.
SponsorlarımızSelect Language |
______
Arkadasina ÖnerGERÇEK ÇÖZÜM· ismert - Kasım 05 2009 23:29:06
![]() Aylardır açılım lafıyla oturup kalkıyoruz. Kürt açılımı olarak açıklanan bu kavram hükümet tarafından demokratik açılım ve giderek milli birlik projesi olarak isim değiştirmesine rağmen gönüllere su serperek, halklarda kardeşlik kavramının gelişmesine ve barış umudunun doğmasına sebep oldu. Direktifler doğrultusunda hareket ederek aceleyle açılımı tartışmaya açan hükümetin ne yapacağını bilmemesi ve muhalefetin ırkçı ve şoven duyguları kışkırtması sonucu açılım süreci tıkandı. A. Öcalan’ın çağrısı üzerine Mahmur ve Kandil’den barış gruplarının ülkeye gelmesiyle tıkanan süreç normal rayına oturdu. Gelen barış elçilerinin devlet tarafından tutuklanmayıp serbest bırakılmaları Kürtlerin devlete olan güvensizliklerini kısmen ortadan kaldırdı. Yıllardır potansiyel suçlu kabul edilen, köyleri yakılıp yıkılarak yerinden yurdundan edilen, akıl almaz işkenceler yapılan, tecavüz edilen, faili meçhule kurban edilen, zindanlara doldurulup zindanlarda çürütülen, kimliklerini kazanmak uğruna çocukları yıllarca dağlarda dolaşan, bir oğlunu askerde, bir oğlunu dağda şehit veren, tüm çabalara rağmen çocuğunun cenazesini bile alamayan........akıl almaz acılara maruz bırakılan Kürtler barış umudunun doğmasına haklı olarak sevindiler. Yılların verdiği savaş bıkkınlığı yerini barış sevincine bırakınca Kürtlerin barışa sevinme coşkusu milliyetçi, ulusalcı, ırkçı, şoven kesimler tarafından halka yanlış anlatılması basın tarafından pompalanınca hükümet yetkilileri bu sevinci ve coşkuyu şov olarak değerlendirip sil baştan yapacağını ilan ederek Kürtleri ve kurumlarını tehdit etti.
İşin aslı şu: Başlanan bir şey yok. Hastalığın teşhisi doğru yapılmadığı için yanlış tedavi uygulanıyor. Bu tedavi yöntemiyle bu hastayı tedavi etmek olası değildir. Her şeyden önce hastalığın nedenlerini iyi tesbit etmek gerekir. Hastalığın nedenleri tesbit edilmeden uygulanacak olan tedavi yönteminin etkili olması mümkün değildir.
Günümüz koşullarında gerillayı dağdan indirmenin planları yapılıyor. Bu anlamda her türlü diplomatik, akademik ve siyasi ilişkiler geliştiriliyor. Bütün bu çabalarda dikkat çeken durum her şart altında PKK’ nin tasfiye edilmesidir. Meseleye bu bağlamda yaklaşıldığı sürece bu sorun çözümlenemez aksine kangrenleşir. Dağdan indirme hesabı yapılırken dağa niye çıkıldığı sorgulanıp doğru tesbit edilmezse gerçek ve kalıcı bir çözüm elde edilemez.
Kürtler kimlikleri, tarihleri, dilleri...... inkar edilip yok sayıldığı için dağa çıktılar. Açlığı, sefaleti, baskıyı, zulmü, yakılıp yıkılmayı, her türlü işkenceye maruz kalmayı hatta faili meçhul cinayete kurban gitmeyi göze alarak dağa çıkan Kürtler temel hak ve özgürlüklerini elde etmek için günümüze kadar 29 kere inkar ve imha zihniyetine karşı ayaklandılar. Sistem tarafından insanlık dışı muamelere tabi tutuldular. Tutuklandılar, işkence gördüler, zindanlara dolduruldular sudan bahanelerle, öldürüldüler, sürgün edilerek yerlerinden yurtlarından edildiler. Asimilasyona tabi tutulan Kürtler silah zoruyla Türkleştirilmeye çalışıldı. Hiç bir zulüm, hiç bir baskı Kürtleri özgürlük ve kimlik mücadelelerinden koparamadı. Günümüzde halen sürmekte olan Kürt ayaklanması tüm sınır ötesi operasyonlara rağmen bastırılamadı. Bu sorunun askeri yöntemlerle çözümlenemeyeceği artık askerler dahil herkes tarafından kabul görmektedir. Otuz yıldır sürmekte olan bu kirli savaş Kürtleri canından bezdirdi. Kürtler artık acıya doydular. Daha fazla gözyaşı akıtılsın istemiyorlar. Bu bağlamda asgari müştereklerde (gönüllü birliktelik temelinde eşit ve özgürce) Anadolu’ da yaşayan halklarla bir arada yaşama kararlılığında olduklarını her haliyle ispat ettiler.
Günümüz koşullarında bağımsız Kürdistan sevdasından vazgeçen Kürtlerin kimliklerini tanımadan bireysel haklar verilerek bu sorunun çözümlenmesi mümkün değildir. Evirip çevirmeye gerek yok. Yekililer cesaretle şunu demeli ve buna uygun açılım yapılmalıdırlar: ‘T.C. olarak günümüze kadar Kürtleri, kürt dilini yok saymakla, asimilasyon uygulayarak onların kültürlerini geliştirmelerine engel olmakla, onların anadilleriyle eğitim yapmalarını engellemekle onların temel haklarını gasp ettiğimiz için Kürtler dağa çıkmak zorunda kaldılar. Bu ayaklanma PKK’ yi doğurdu. PKK sebep değil, sonuçtur. PKK’ yi bitirmek için Kürtlere karşı amansız bir savaş başlattık. Terörle mücadele dediğimiz bu kirli savaşta bir tirilyon doları heba ettik. 40 bin şehit verdik. Oluk oluk kan aktı. Bu zayiata biz sebep olduk. Hepsinden daha kötü ve acı olanı Kürtleri bölücü, hain, eşkıya, terörist olarak tanıtarak halklar arasındaki güveni sarsarak kardeşliği katlettik. Kürtlerin ne istediklerini halklardan saklayarak onların vatanımızı böleceğini iddia ederek şehitlerin kanı üzerinde politika yaptık. Tüm baskı ve mezalime rağmen Kürtleri Türkleştiremedik. Kürt sorunu çözümlenmezse kan akmaya devam edecek, yeni ocaklara ateş düşerek yürekleri dağlamaya devam edecek, anaların gözyaşı akmaya ve halklar arasındaki kin ve nefret dağını yüceltmeye devam edecek. Bu sorun kanser gibi yayılmaya devam ederse bizi bitirir. Elbette Türk anaları şehit verdikleri için gözü yaşlı, yürekleri yaralıdır. Onların acılarını anlıyoruz. Ama bu savaşın sürmesi anaların gözyaşını dindirmenin aksine daha çok kan akmasına ve Türkiye’nin saygın dünya devletleri arasında itibar kaybetmesine ve giderek küçülmesine sebep olacaktır. Türkiye’ de yaşayan tüm halkların ve Türkiye’ nin çıkarı ülkemizde yaşayan halklar arasında onurlu ve kalıcı bir barışın sağlanmasına bağlıdır.’ Yekililer halklara bu savaşın galibi ve mağlubu olmadığını, barışın sağlanmasıyla Türkiye’nin ve Türkiye’ de yaşayan halkların kazanacağını çok iyi anlatarak militarist, ırkçı, milliyetçi, şoven kesimlerin halkları tahrik etmelerini engellenmelidirler. Her şeyden önce silahlar susturulmalı, diyalogun önü açılmalıdır. Bu bağlamda PKK ateşkesi sürdürmeli, T.C. operasyonları durdurmalıdır. Provakasyonlara meydan verilmemelidir. Çatışmasızlık süresinde karşılıklı güven geliştirilmelidir. Bu sorun TBMM’ inde enine boyuna tartışılmalı, kalıcı barış için gerekli olan yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Kürtler ve Anadolu’ da yaşayan diğer halklar anayasal vatandaşlığa kavuşturulmalı, anadille eğitim önündeki yasal engeller kaldırılmalı, Türkçeleştirilen isimler iade edilmeli, devlet halkların dillerini, kültürlerini ve tarihlerini öğrenip geliştirmelerini yasal güvenceye almalıdır. Demokratik, katılımcı yerel yönetim yasası çıkartılarak yerinde yönetim ilkesi etkin kılınmalıdır. Tutuklanan DTP’liler ve taş atan çocuklar ile sendikacılar acilen serbest bırakılmalıdır.........Bunlar yapılırsa dağa çıkmalar duracağı gibi dağdan evlere dönüş de kolay olur.
Türkiye’ nin büyümesini, dünya devletleri arasında daha saygın olmasını istiyorsak birbirimizin acısını anlamalı ve acımız birdir diyerek yüreğimize taş basarak karşılılıklı olarak birbirimizi afetmeliyiz. Barış zordur, ama kazanmak elimizdedir. Yılmak yok......
İsmail Cömertoğlu Yorum yazYorum göndermek için lütfen üye girişi yapın.OylamaSadece üyeler oylayabilir.
Lütfen Üye olun ya da Üye girişi yapın. Henüz bir oylama yapılmamış.
![]() |
Günün Sözü(V.Hugo) Haberler
· Finlandiya`da Yetişk...
· Finlandiya! da Ûnive... · Finlandıya' da ikinc... · Bebeğim · Anadolu Çocuğu · Finlandiya' da Temel... · Aydınlardan Dilek · Finlandiya' da Okul ... · BARIŞ GÜLLERİ · GERÇEK ÇÖZÜM Üye GirişiHenüz Üye Değil Misiniz? Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz. Parolanızı Mı Unuttunuz? Buraya Tıklayın Çevrimiçi KullanıcılarSite'de Bağlı Olanlar
Kısa MesajlarMesaj göndermeniz için üye olmanız gerekmektedir. Anket
Yerelseçimde hangi partiye oy vereceksin?
DTP
73% [19 Oylar] CHP
12% [3 Oylar] AKP
4% [1 Oy] Diğer
0% [0 Oylar] Hiçbiri
12% [3 Oylar] |
|